Asla Öldürmeyeceksin, Katletmeyeceksin!
Filizofça ahkam kesip, sanatçıymış gibi heykel yaparmışçasına güzel cümleler kuramıyorum konu ölüm olunca. Hele insanlarımızın vahşiçe, aptalca saplantılar yüzünden Sivas'ta öldüğü 1993 senesi 2 Temmuz günü aklıma gelince. Dayanamıyorum. Sinir katsayım tavan yapıyor. Elden demokratik hakları kullanıpta hiçbirşey gelmediğini görünce. İyice kopuyor bende cümleler. Yüklem bulmakta dahi zorlanıyorum mesele Sivas olunca.
Maalesef din olgusu öyle işlemiş ki: genlerimize, beyin hücrelerimize... Her olayda olmasa bile bu hususta şovenizmin sınırlarını zorluyoruz. Dünya çapında hegomonyası olan üç büyük dinin, ölüme ve insanlığa bakışıyla ilgili kitaplarında geçen birkaç cümleye yer verdim yazımızın sonunda. Sadece düşünüp, üzerine kafa yormamız için. Amacım konuyu saptırmak değil. Tam tersi lafı gediğine oturturmak.
Çok basitçe olacak. Yalnız konuyu kafamdak şekliyle anlatmam açısından iyi olacak. İnsan hayatı doğumla başladığından ve bazı koşulları kendimizi önceden seçemediğimizden. Şu soruları sormak istiyorum herkese. Hangimiz doğabileceği kıtayı, üzerinde yaşayacağı ülkeyi, beraber saatler geçireceği annesini, babasını, kardeşini, akrabalarını, arkadaşlarını v.s. v.s. seçebiliyor. Hangi insan dilinin ne olabileceğine dünyaya gelmeden önce karar verebiliyor. Hangi vatandaş ten renginin ne olacağını önceden düşünme ve karar verme şansına sahip. Takım tutmak gibi birşey değil bu. Rastlantısal olaylar sonucunda belirlenebilecek bir veri hiç değil. Ve gelelim Sivas'taki katliama. Pir Sultan Şenlikleri olduğu sırada galyana gelen bir kısım halk. İster bilinçli, isterse o anki duygularla bu vahşetin yaşanmasında başrolü üstlendi. Ölen insanlarımızın gelecekleri, hayatlara bakışları, duruşları, konuşmaları, kaygıları hiç hesaba katılmadı. Aşağıda üç büyük dinin kitaplarında geçen cümleler yer alıyor. Ve adaletin terazisinin hala dengeyi bulamadı (tam 17 yıl oldu). Beni kimse inandıramaz adaletin yerini bulacağına. Çünkü: her can, dünyaya bir kere gelir ve her insan büyük bir değerdir insanlık için.
Fazla söz söylemek istemiyorum. Acımız hala taze. Sinirlerimiz hale gergin. En büyük problem adaletin yerine bulamaması onca yıllar içerisinde. Ve en acısı yanarak ölümü hiç kimsenin hak etmiyor olması. Bugün Amerika'da bile onlarca suç işleyen idam mahkumunun ölümü bile sayısız tartışmalara yol açıyorken. Bizde 33 canın hesabı sorulamadı. Ve empati kurun çaktığınız çakmağın ateşi elinize bir an değdiğinde hissetiğiniz acıyı aklınıza getirin. Birde bütün vücudunuzla kavrularak, iliklerinize işleyerek dumanlar arasında acı çekerek ölümü. Aşağıda dinsel cümlelerin neden? sözde kaldığını da hesaba katın. Ve benim işin özünde vardığım nokta şu oldu. Asla öldürmeyeceksin, Katletmeyeceksin! Hiç kimseyi, hiçbirşey uğruna...
"Asla öldürmeyeceksin"
Tevrat, Göç 20
"Senden önce inenlere, sana inen kitaba da inanırlar...Onlar
Tanrının gösterdiği doğru yoldadır, onlar kurtulurlar..."
Kur´an, Bakara Suresi
Yalandan uzak duracak, suçsuz ve doğru kişiyi öldürmeyeceksin. ... Yahut anasına lanet eden mutlaka öldürülecektir.» (Çıkış 21 / 12,17) Zebur "Savaş" bölümü.










