Ahmet Kaya'yı Çok Geç Anlamadık Mı?
Ahmet Kaya Magazin Son Konuşması Ödül Töreni
Ahmet Kaya'yı daha ortaokul sıralarında öğrenciyken; izlediğim televizyon programlarında -gazetelerde o kadar kötü anlatıyorlardı ki; o zamanlar adı 'vatan haini"ne çıkarılmıştı. Nazım'ın gazetelerde bir zamanlar 'vatan düşmanı' ilan edildiği gibi. Müzik ödüllerinin dağıtıldığı bir gecede yaptığı konuşmasında; "Teşekkür ederim. Ben bu ödülü yalnızca kendi adıma değil. Bu ödülü İnsan Hakları Derneği adına, bu ödülü Cumartesi Anneleri adına, bu ödülü magazine emek veren bütün insanlar adına, bu ödülü bütün Türkiye adına alıyorum. Birde şunu söyleyeyim. Bu misyonu kim yüklenecek sonra kim yüklenecek diye sormasınlar. Bana bu misyonu Talip yükledi. Önümüzdeki kasette, kürt asllı olduğum için kürtçe bir şarkı yapıyorum ve kürtçe de bir klip çekiyorum ve bu klibi yayınlayacak yürekli insanların da olduğunu biliyorum. Yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını da biliyorum" demişti.
Sonra çatallar fırlatıldı oturduğu yere. O herşey rağmen masasına gelen muhabirlere fikirlerini savunarak ve sahiplenerek: "Yıllarca bunu söyledim. Kürt ve Türk Halkları kardeştir ve yıllarca da böyle kalacaktır ve biz yıllarca ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunduğumu söyledim. Binlerce yılda bölünmeyeceğini savunuyorum. Ama Kürt realitesini sahiplenmek ve kabul etmek zorundadır bu ülke. Bunu söylüyorum. Bu kadar yani İşte devlet, işte şey yani alsınlar götürsünler.Gideyim. Ne yapayım yani." diyerek sözlerinin arkasında kalmıştı. Arkasından ailesinden ve ülkesinden uzakta geçen Paris'te sürgün günleri Ahmet Kaya'nın sonunu hazırladı yavaş yavaş. Ve büyük sanatçı daha fazla dayanamadı bu acıyab 16 Kasım 2000 yılında vefat etti ayrıldı dünyadan. Öldüğünde daha çok gençti; 43 yaşındaydı. Söyleyecek daha çok şarkı-türkü ve şiirleri vardı onu isteyen ve istemeyen insanlara. Birileri anlamadı onu. Aradan geçen 8 yıl fikirlerini bir bıçak gibi doğruladı. Nihayetinde devletin eli kolu sayılan TRT bünyesinde TRT Şeş kanalı kuruldu ve yayına geçti. Hatta Ajda Pekkan çıkıp orada kürt bir şarkıcıyla kürtçe bir şarkıda düet bile yaptı. Soruyorum burdan Ahmet Kaya'nın düşüncelerine karşı çıkınlara. Ne değişti peki o zamandan bu zamana. Magazinsel değerlerde bir farklılaşma mı? oldu. O gün Ahmet Kaya'ya kabadayılık edenler -bugün hala konserlerde kıçını sallayan uyduruk sanatçılar değil mi? Sözde sanatçı müsvettelerinin şarkılarının hangi birisi bugün hala dillerde, kendini sanatçı diye vasıflandıran bu kişilerin hangi parçaları halkın gerçeklerini anlatıyor şarkı sözlerinde.
Birde yaşanan acı olayların insani boyutu var elimizde. Ahmet Kaya'nın geride gözlü yaşlı bıraktığı eşi ve tek çocuğu olan kızı. Kim onlara 8 yılın yokluğunu anlatacak. Kim? düzenin adil olmayan çarkında Türkiye halkları için başkaldıran Ahmet Kaya'nın bir hiç uğruna öldüğü gerçeğini söyleyecek. Ama birileri vatandaşlık geri vermede bir adım öne çıkmadan duramıyor. Reailte oy kaygısıyla birleşince seçim dönemlerinde böyle şovları hep gördük. Bunlar geçici heveslerin primi sadece.
Yazımı yazarken yıllar sonra görebildiğim bir gerçeği anlatamaya çalıştım dilimin dönüğü, elimin yettiğince. Ve Ahmet Kaya şarkılarından dinledikçe birşeyi fark ettim. Bu topraklarda neden büyük adamlar yetiştirilmiyor biliyor musunuz? Çünkü; sistem ve toplumsal ahlak buna izin vermiyor. Dün toplumun dışladığı gerçekler üzerine -bir kurban verildikten sonra -tarih kurtarılmaya çalışılıyor. Hiçbirşey için geç değildir. Geç; kelimesi geride bırakılanlar içindir. Arkadaşlar soruyorum sizlere; Ahmet Kaya'yı toplum olarak çok geç anlamadık mı?



