Atatürk'ten Sonra Türkiye'de 'Liderlik'
Lider; Topluma yarar sağlayan, öncü, sağ duyuya sahip, en zor zamanlarda bile sezgi ve zekasıyla sorumluluk sahipi kişiyen denir; Başka kabaca bir tanımla toplumu arkasından sürükleyip -kendi kararları ışığında ileriyi görebilen yöneticidir. Peki? Türkiye'de, Atatürk'ten sonra büyük bir lider olarak kim çıktı toplumdan. Baktığımızda siyasetçilerde Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Adnan Mendere gibi isimler göze çarpıyor. Ortak bir noktaları var bu liderlerin. Genelde hepsi belli grupların öncülereydi. Ecevit işçi ve memurun babası, solun orta direği -Karaoğlanıydı daima. Demirel toplumun geneline hitap etmeye çalıştı şapkasıyla. İstediği sonuçları hiçbir zaman tam anlamıyla alamadı siyasette. Menderes'in sonu hazin bir öyküydü. İnönü ise; Atatürk'ün arkasında ikinci adamı oynadı durdu yıllarca. Tabii; Türkiye'nin sosyal tarihine şöyle bir göz attığımızda; darbelerden -liderlerin bütünleştirici -halkı aynı fikirlerin çatısı altında toplayamadıklarını kavrıyoruz zamanla. 68 ve 80'lerin sol-sağ kavgalarından, 90'ların ekonomisi dalgalı kura bağlı Türkiye'sine geldiğimizde de değişen birşey yok memleketimizde. İç dinamikler ortalığı karıştırmış. Bugünde değişmeyen somut gerçekler hala önümüzde bir tokat gibi. Ekonomide serbest kur politikisina geçildi 2000 yıllarda. Halk pek anlamadı ne? bu dalgalı kur. Sabit kur neydi? Onlar için ekmeğin fiyatı önemleydi. Enflasyon yüzde 10'un altına düşecek mi? endişesi. Tek derdi bu olmadı bu ülkenin; İşsizlik, geçim derdi, eğitim, sağlık koşulları istenilen düzeye ulaştırılamadı bir türlü. Bu topraklardan hala Atatürk'ün ardından -geçen yıllar içerisinde büyük bir liderin çıkarılamamasının yattığını düşünüyorum. Ulu önderimiz dünyada halkını kurduğu Cumhuriyet aslında toplayabilmiş sayılı liderlerden biri. Onu övmekle bir yere varamayız belki. Yalnız kişiliğini ve devrimlerini örnek alarak pekçoy yapabiliriz. Eğer hala Türkiye'de 1950'lerden önce olmayan kardeş kavgası devam ediyorsa. Türk toplumunu laik fikir altında kanalize edecek, aynı milliyetçi duyguları -aynı bayrak altında toplayabilecek, bilimin dinle aynı kefeye konmayacak kadar değerli olduğunu anlatabilecek, eğitimin ülke için, bu gençlik için, topraklarımızın bağımsızlığı için tek kurtuluş olduğunu gösteribilecek bir lidere ihtiyacımız var.
Liderliğin vasıflarına baktığımızda; sayısız özelliği bir karakterde bütünleştirdiğini görüyoruz. Tolersans ve hoşgörü, özgüven ve özsaygı, insan gelişimen katkı, toplumsal duyarlılık, ileri görüşlülük, sorumluluktan kaçınmama bunlardan sadece birkaçı. Öncü demek aynı zamanda önder -korkmadan konuşabilmek -halkın hakkını kendi hakkıymışçasına savunabilmek. Bugün kendini? başkan sayanlardan dediğimi yapabilecek parti başkanı ya da sivil toplumda bu misyonu üstlenecek sahiplenecek insanımız. Maalesef yok. Birkaç onurlu gazeteci ve aydından başka. Siyasi parti başkanlarının tamamı olmamakla birlikte çoğu siyasetçi ve bürokrat rant peşinde koşuyor- bakanlar oturdukları koltuklarda kendi çocuklarına ihaleler sağlama çabasında -medya da kendi kuruluşuna karşı çıkan yolsuzluk haberlerini -para karşılığı sümenaltı ettiriyor. Böyle bir ülke de Atatürk'ten sonra büyük bir liderin yetişmesi mucize olur bence. Atatürk'te, Türk halkı için bir mucizeydi. Yaptıklarıyla bir milleti uyandırdı. Tarihe karşı mahcup etmedi bizleri. İşte Türk Halkının beklediği lider çalışkan ve bir lokomotif görevini görmeli ülke insanları. O öncü olabildiğince eminim kimse dini-etnik-kimlik tartışmalarına girmeden arkasından gidecektir ve büyük işler başaracaktır...



